Featured

Enerji Üretiminde Kullanılan Kaynaklar

Elektrik  enerjisinin  üretimi  ve  kullanımı  1870’li  yılların  sonunda,  gelişmiş  Batı ülkelerinde  başlamıştır.  İlk  elektrik  santrali  1882’de  İngiltere-Londra’da  hizmete  girmiştir. Yurdumuzda  ilk  elektrik  santrali  1902  yılında  Tarsus'ta İsviçre  ve  İtalyan  grubu  tarafından kurulmuştur. Bu santral, su değirmenine bağlanmış 2 kW gücündeki bir dinamo ile elektrik üretiyordu. Daha sonra o dönemki Osmanlı şehirleri olan Selanik, Şam ve Beyrut elektriklendirilmiştir. 

1910  yılında  Macar  Ganz  şirketine  verilen  bir  imtiyazla  1914  yılında İstanbul  elektriğe  kavuşmuştur.  İstanbul'da  kurulan  Silahtarağa  Santralı,  Türkiye'nin  ilk taşkömürü santralıdır.Elektrik enerjisini elde etmek için çeşitli enerji kaynakları kullanılır. Elektrik enerjisine dönüştürülebilen enerjilerin belli başlı kaynakları şunlardır:
 
- Termik kaynaklar
- Hidrolik kaynaklar
- Nükleer kaynaklar
- Diğer kaynaklar (Güneş, rüzgâr, jeotermal vb.)

Termik Kaynaklar   
Termik kaynaklar, ısı enerjisi oluşturan katı, sıvı  ve gaz şeklindeki yakıtlardır. Günümüzde  kullanılan  termik  kaynakların  başlıcaları;  kömür,  petrol,  doğal  gaz,  biyogaz (hayvansal  gübrenin  oksijensiz  ortamda  fermantasonu  ile  elde  edilen  yanıcı  gaz),  asfaltit (petrolün  ayrışması  ile oluşan,  kalori  değeri  yüksek  yarı  katı,  siyah  madde),  bitümlü  şistler (Isıtılması  ile  önemli  ölçüde  organik  yağ  elde  edilen,  basınç sonucu yapraklaşmış  yapılı kayaçlara verilen addır.) ve büyük şehirlerin çöp atıklarıdır.

- Kömürler
Türkiye'nin  enerji  kaynakları  arasında  linyitin  çok  önemli  bir  yeri  vardır.  Ülkemizde elektrik enerjisi üretiminde en çok linyit kömürü kullanılmaktadır. Kahverengi-siyah renkte, organik fosil halinde katı yakıttır. Linyit kömürün ısı değeri 1000-5000 kcal/kg arasındadır. Yurdumuzda;  Kütahya  (Tunçbilek-Seyitömer),  Manisa    (Soma),  Muğla  (Yatağan-Milas-Turgutlu),  Kahramanmaraş (Elbistan), Çanakkale (Çan), Bolu (Mengen-Salıpazarı) bölgelerinde zengin linyit yatakları vardır.

- Petrol
Petrolün  i ş lenmesi  sonucu  ortaya  ç ı kan  benzin,  mazot,  fuel-oil,  motorin  ürünleri termik santrallerde elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Yurdumuzda  petrol  üretimi  Batman’da  halen  devam  etmektedir.  Türkiye'de  petrol aramaları X. Bölge Siirt, XI. Bölge Diyarbakır, XII. Bölge Gaziantep üzerinde yoğunlaştırılmış;  ardından  I.  Bölge  Marmara,  XIII.  Bölge  Hatay,  XIV.  Bölge  Adana,  XV. Bölge  Konya,  XVI.  Bölge  Antalya  yörelerinde  sürdürülmüştür.  II.  Bölge  Bolu,  III.  Bölge Ankara  ve  XVII.  Bölge  İzmir'de  de  s ın ırlı  aramalar  yapılmıştır.  Ancak  on  sekiz  bölgenin tamamının  yeterince  arandığı  söylenemez.  Öncelikle  Güneydoğu  Anadolu,  Batı  Toroslar, Batı Karadeniz, İç Anadolu ve denizlerde yapılacak yeni aramalarla bilinen petrol rezervinin  artması  olasıdır.  Y ıllık  3,5  milyon  ton  petrol  üretimiyle  13-14  y ıl  yetecek  petrol rezervlerimizin  olduğu  tespit  edilmiştir.  Buna  rağmen  y ı llık  kullanılan  petrol  miktarının %90 ‘ı ithal edilmektedir.

- Doğal Gaz
Yer  altından  ç ıkan,  metan  oranı  yüksek  yanıcı  bir  gazdır.  Termik  kaynaklardan  olan doğal  gaz,  kalorisinin  yüksek  oluşu (8500-10000  kcal/kg)  ve  çevreye  zarar vermemesinden dolayı son  y ıllarda ülkemizde  kullanılmaya başlanmıştır. Doğal  gaz  geniş  kullanım alanına sahip olmakla beraber termik santrallerde elektrik üretmekte de kullanılır. Yurdumuzun bilinen doğal gaz üretim alanları Trakya ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunmaktadır. Trakya'da Bayramşah, Değirmenköy (Danişmen-Osmancık), Değirmenköy (Soğucak), Hamitabat, Hayrabolu, Kandamış, Karacaoğlan, Karaçalı, Kumrular,  K.  Marmara,  Silivri,  Umurca,  Güneydoğu  Anadolu'da  Derin  Barbeş,  Çamurlu, G.  Dinçer,  G.  Hazro,  Katin  başlıca  üretim  sahalarıdır.  Üretimin  %  83'den  çoğu  Hamitabat sahasından yapılmaktadır.

- Biyomas
Terimi  oluşturan  biyo  canlı,  mas  (mass)  ise  kütle  veya  yığın,  başka  bir  ifade  ile  enerji elde  edilecek  tesise  enerji  maddesinin  y ığılıp  depo  edilmesi  gibi  anlamlara  gelmektedir. Dolayısıyla da bu gibi organik kökenli artıklardan elde edilen enerjiye biyomas enerjisi denir. Bununla birlikte bu konuda dilimizde genellikle biyogaz (canlı gaz) terimi kullanılmaktadır.  Gazın,  canlısı  veya  cansızı  olamayacağı  için  terim  olarak  ya  organik  gaz ya da biyomas enerji kaynağı şeklinde ifade edilmesi uygun olacaktır. Biyomas kaynakları odun, hayvan ve bitki artıklarıdır. Biyomas, odun, kentsel atıklar,  tarımsal  artıklar,  mısır  sapları  ve  buğday  samanları,  gibi  kaynakları  içine  alır.

Bunlar elektrik üretimi için diğer enerji kaynaklarının bazılarıdır. Bu kaynaklar kaynatıcılarda  kullanılan  fosil  yakıtların  yerine  kullanılır.  Odun  ya  da  atıkların  yanmasıyla oluşan buhar, alışılmış buharlı elektrik santrallerinde kullanılır.  Hayvansal gübrenin oksijensiz yani kapalı bir ortamda tepkimeye girmesi ile “biyogaz” üretimi yapılmaktadır. Biyogaz, renksiz, kokusuz, havadan hafif, parlak mavi bir alevle yanan ve bileşimininde organik maddelerin bileşimine bağlı olarak yaklaşık; % 40-70 metan,  %  30-60  karbondioksit,  %  0-3  hidrojen  sülfür  ile  çok  az  miktarda  azot  ve  hidrojen bulunan bir gaz karışımdır.

Büyükşehirlerin  çöpleri  de  iyi  bir  termik  kaynaktır.  Çöplerin  depolanması  sonucu elde  edilen  ve “LONDFİLL”  gaz  olarak adlandırılan çöp  gazı  %60  oranında  metan  içeren önemli  bir  enerji  kaynağıdır.  Avrupa’nın  birçok  ülkesinde  kurulu  tesisler  ile  bu  kaynak değerlendirilmektedir.  İstanbul  Büyükşehir  Belediyesi  şehrin  çöplerini  kullanarak  elektrik üretmektedir. Bir başka termik kaynakta “biyodizel”dir. Biyodizel; kolza (kanola), ayçiçek, soya,  aspir  gibi  yağlı  tohum  bitkilerinden  elde  edilen  yağların  veya  hayvansal  yağların  bir katalizatör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile (metanol ve ya etanol ) reaksiyonu sonucunda açığa  ç ı kan  ve  yakıt  olarak  kullanılan  bir  üründür.  Evsel  k ı zartma  yağları  ve  hayvansal yağlar da biyodizel hammaddesi olarak kullanılabilir.



- Asfaltit
Kalori değeri yüksek, külünde nadir mineraller bulunan, i ş lendiğinde değişik yüzdelerde  gaz  elde  edilen  değerli  bir  termik  kaynaktır.  Yurdumuzda  Şırnak  ve  Silopi havzalarında  82  milyon  ton  asfaltit  rezervi  tespit  edilmiştir.  Silopi  Elektrik  Üretim  A.Ş. tarafından,  bölgedeki  asfaltiti  kullanarak  20  y ıl  süreyle  elektrik  enerjisi  üretmek  için,  110 megavat kurulu güçte yeni bir santral kurulmaktadır.

- Bitümlü Şeyller (Bitümlü Şistler)
Isıl  i şlemeyle  petrole  benzer  bir  yağ  veren  organik  madde  bakımından  zengin,  ince taneli,  kristal  yapılı  bir  tür  katı  yakıttır.  Bunlara bitümlü  şist,  petrollü  şeyl  gibi  adlar verilmekte ise de bitümlü şeyl olarak tanımlanması daha uygundur. Bu kayaçlardan
damıtma  yöntemiyle  sentetik  petrol  ve  gaz  elde  olunabileceği  gibi,  katı  yakıt  olarak termik santrallarda kullanılmaları olanaklıdır. Yurdumuzda Ankara-Beypazarı, Balıkesir-Burhaniye,  Bolu-Himmetoğlu,  Mengen,  Hatıldağ,  Kocaeli-Bahçecik,  Seyitömer,  Niğde-Ulukışla,  Eskişehir-Sarıkaya,  Çorum-Dodurga,  Amasya-Çeltek  yörelerinde  1,6  milyar  ton rezerv tespiti yapılmıştır.

Hidrolik Kaynaklar
Suyun  potansiyel  ve  kinetik  enerjisinin,  baraj  göllerinde  toplanarak  bir  yükseklik kazandırılması sonucu, baraj yakınlarına kurulan hidroelektrik santrallerde elektrik enerjisine  dönüştürülür. Denizler,  göller  ve  akarsular  hidrolik  kaynakları  oluştururlar. Hidrolik  kaynaklar,  tükenmeyen  ve  en  ucuz  enerji  kaynaklarıdır.  Kömür,  petrol ve doğal gaz gibi  termik kaynakların  tükenebilir olmasına karşın, hidrolik kaynaklar  tükenmez (yenilenebilir) potansitel enerji kaynaklarıdır. Dünya elektrik üretiminin %17’si hidro gücün kullanılması ile üretilmektedir. Ülkemizin  2004  y ı l ı   başı  itibariyle  tesbit  edilen  teknik  ve  ekonomik  hidroelektrik enerji potansiyeli 127,6 milyar kWh’dir.

Nükleer Kaynaklar
Ağır  radyoaktif  (Uranyum  gibi)  atomların  bir  nötronun  çarpması  ile  daha  küçük atomlara  bölünmesi  (fisyon)  veya  hafif  radyoaktif  atomların  birleşerek  daha  a ğır  atomları oluşturması (füzyon) sonucu çok büyük bir miktarda enerji açığa çıkar. Bu enerjiye nükleer enerji  denir.  Toryum,  plütonyum  ve  uranyum  gibi  radyoaktif  elementlerin  atomlarının, nükleer santrallerin reaktörlerinde kontrollü bir şekilde parçalanması sonucu meydana gelen ısı enerjisinden, elektrik enerjisi üretilmesi için kullanılan bir kaynaktır.

Uranyum atomu kolay parçalanan bir elementtir. Ülkemizde, Salihli-Köprübaşı havzasında  ve  Yozgat-Sorgun  dolaylarında  bulunmaktadır.  Toplam  tabiî  metal  uranyum rezervi 9129 ton olarak belirlenmiştir. Eskişehir-Sivrihisar-Kızılcaören'de ise dünya çapında önemli olan 380 000 ton toryum rezervi bulunmaktadır. Malatya-Hekimhan-Kuluncak'ta da toryum belirtileri bulunmuştur. Dünya toryum rezervinin % 54’ü ülkemizde bulunmaktadır. 

Yurdumuzda  henüz  nükleer  enerji  ile  elektrik  üreten  santralar  kurulmamakla  birlikte yakın  tarihte  Akkuyu  gibi  nükleer  santrallerin  faaliyeti  gündeme  gelecektir.  TEİAŞ’ın Kasım  2004  tarihli  “Türkiye  Elektrik  Enerjisi  Üretim  Planlama  Çalışması  (2005-2020)”ye göre  nükleer  enerjiye  verilen  yer,  birinci  senaryoda  2012  y ıl ında  1500  MW,  2014  y ıl ında 1500  MW  ve  2015  yılında  1500  MW  olmak  üzere  2010-2105  döneminde  4500  MW öngörülmüştür. Nükleer  yakıtlar,  fosil  yakıtların  sebep  olduğu  sera  etkisi,  asit  yağmurları  ve  ozon tabakasına  zarar  veren  atıklar  oluşturmazlar.

 Bunun  yanında,  reaktör  arızalarından  yayılan radyasyon  ve  nükleer  atıkların  kısa  zamanda  yok  edilememesi  ise  potansiyel  bir tehlike oluşturmaktadır. Kyoto  Protokolü  ve  İklim  Değişikliği  Anlaşması  yenilenebilir  enerji  ile  dengeli nükleer  enerji  stratejisi  istemektedir.  Karbondioksit  artışı  ile  global  ısınma  sorunu  nükleer ve  yenilenebilir (özellikle  su  ve rüzgâr)  enerji  payının artması  ile  çözüm bulacaktır. Dünya elektrik enerjisinin % 17’si nükleer enerjiden sağlanmaktadır.



Diğer Kaynaklar
Elektrik  enerjisi  üretiminde  kullanılan  diğer  kaynakları;  Güneş,  Rüzgâr,  Jeotermal, Med-Cezir(Gel-Git), Dalga, OIED (okyanus ısıl enerji dönüşümü) enerjileri olarak sıralanabilir. Sırasıyla inceleyelim;
 
Güneş Enerjisi  
Güneş sonsuz enerji kaynağıdır. Bünyesinde hem ısı hem de ışık enerjisi barındırır.  Coğrafî  konumu  nedeniyle  sahip  olduğu  güneş  enerjisi  potansiyeli  bakımından ülkemiz, diğer birçok ülkeye göre nispeten şanslı durumdadır. Potansiyel belirleme çalışmaları  ile  ülkemizin  y ıllık  ortalama  ışınım  şiddeti  308  cal/cm2  gün  (3,6  Kwh/m2  gün) ve  y ıllık  toplam  güneşleme  süresinin  de  2640  saat  olduğu  1997  yılı  dünya  enerji  konseyi Türk Milli Komitesi raporunda belirtilmiştir. Güneş  enerjisinden  elektrik  enerjisi  elde  etme iki ayrı yöntemle yapılmaktadır:

• Güneşin ışık enerjisinden elektrik üretimi
• Güneşin ısı enerjisinden elektrik üretimi

 - Güneşin Işık Enerjisinden Elektrik Üretimi
Fotovoltaik ya da güneş pilleri, güneş ışığı enerjisini elektrik enerjisine direkt çevirirler. Güneş pilleri, yüzeylerine gelen güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren  yarı  iletken  maddelerdir.  Güç  ç ı k ışını  artırmak  için  çok  sayıda  güneş  pili birbirine  paralel  veya  seri  bağlanarak  bir  yüzey  üzerine  monte  edilir.  Bu  yapıya  güneş pili modülü ya da fotovoltaik modül adı verilir. Gerekirse bu modüller de birbirlerine seri ya da paralel bağlanarak fotovoltaik dizi oluşturulabilir. Güneş pilleri uyduların ve uzay programlarının direk güç kaynağıdır. Güneş  ışığından  yararlanılarak  elde  edilen  elektrik  enerjisinin  uygulama  alanları aşağıda sıralanmıştır.
 
• Haberleşme istasyonları, kırsal radyo, telsiz ve telefon sistemleri  
• Petrol boru hatlarının katodik koruması  
• Metal yapıların (köprüler, kuleler vb) korozyondan koruması  
• Elektrik  ve  su  dağıtım  sistemlerinde  yapılan  telemetrik  ölçümler,  hava gözlem istasyonları  
• Bina içi ya da dışı aydınlatma  
• Dağevleri ya da yerleşim yerlerinden uzaktaki evlerde TV, radyo, buzdolabı  gibi  elektrikli  aygıtların  çalıştırılması.  Tarımsal  sulama  ya  da ev kullanımı amacıyla su pompajı  
• Orman gözetleme kuleleri  
• Deniz fenerleri  
• İlk yardım, alarm ve güvenlik sistemleri. Deprem ve hava gözlem istasyonları  
• İlaç ve aşı soğutma  
 
- Güneşin Isı Enerjisinden Elektrik Üretimi
Güneş ışınları ayna ve merceklerle yoğunlaştırılarak paneller içinde dolaşan su ısıtılır.  Daha  sonra,  s ıcaklık  arttırılarak,  panellerdeki  su  buhara dönüştürülür  ve  türbinden elde edilen mekanik enerji genaratör tarafından elektrik enerjisine dönüştürülür. Bu türbinlerin a şırı su ihtiyaçları nedeniyle su kaynağı yakınlarına kurulması ve güneş enerjisinin  yetersiz  olduğu  zamanlarda  da  kesintisiz  enerji  üretimini  sağlamak  için  doğal gazlı ısıtıcı sistem kullanılması gibi zorunlulukları vardır.

Yurdumuzda  coğrafi  konumu  nedeniyle  güneş  enerjisi  potansiyeli  birçok  ülkeye  göre çok iyidir. Küçük güçlerde olmasına karşın güneş enerjisinden elektrik üretme için çalışmalar  yapılmaktadır.  Bu  kapsamda  E İE  (Elektrik  İşleri  Etüt  İdaresi  Genel  Müdürlüğü) Didim  Güneş  ve  Rüzgâr  Enerjisi Araştırma  Merkezi'ne  4,8  kW  gücünde  şebeke  bağlantılı güneş pili sistemi kurulmuştur.
 
EİE'nin  eski  DMİ  (Devlet  Meteoroloji  İşleri  Genel  Müdürlüğü)  kayıtlarını  kullanarak yaptığı hesaplara göre ülkemizin y ı llık ortalama ışınım şiddeti 308 cal/cm2-gün (3.6 kWh/m2-gün) ve yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saattir.  


 
Rüzgâr Enerjisi  
Rüzgâr enerjisinden elektrik üretebilmek için sürekli rüzgâr alabilen yüksek yerlere  ihtiyaç  vardır.  Rüzgâr  enerjisinin  kuvveti  ile  yatay  ve  düşey eksenli  rüzgâr  türbini döndürülerek elde edilen mekanik enerji  türbine bağlı  alternatör yardımı ile elektrik enerjisine çevrilir. Rüzgâr  enerjisinin  doğada  bedava  bulunmasına  karşın,  rüzgâr  sistemlerinin  pahalı olması  üretilen  enerjinin  maliyetini artırmaktadır. Tesis  maliyetinin  fazla olmasına rağmen kurulduktan  sonraki  masrafları  çok  az  olduğu  için  ürettiği  elektriğin  birim  maliyeti  çok düşüktür.  Rüzgâr  enerjisi  tükenmeyen,  yakıt  gereksinimi  olmayan,  çevresel  etkileri  en  az olan  emniyetli,  gelecek  nesilleri  etkilemeyen  bir  enerji  kaynağıdır.

Pek  çok  avantajları yanında  kurulması sırasında  görsel  ve  estetik  olarak  kişileri  ve  çevreyi  etkilemesi,  gürültü oluşturması,  kuş  ölümlerine  neden  olması,  haberleşmede  parazitler  meydana  getirmesi  gibi dezavantajları vardır. Rüzgar enerjisinin diğer bir sakıncalı yönü ise mutlaka şebekeye bağlı çalışma  ve  herbir  türbine  yükseltici  trafo  konma  zorunluluğudur.  Kapasite  kullanım  verimi de ancak % 30 kadardır. Rüzgar esmediği zaman üretim duracağından rüzgar enerjisi ancak termik  ve  hidrolik  santrallere  ek  olarak  ya  da  kombine  şekilde  güvenilir    elektrik  enerjisi kaynağı olarak görülmelidir.        

Ülkemizde  uygulamaları  1998  y ı l ı nda  Çeşme  ilçesi  Germiyan köyünde  başlayan rüzgar santralları küçük ölçeklidirler.  Şu anda, toplam kurulu gücü 17.4 MW olan iki santral "Yap-İşlet-Devret"  modeliyle  üretim  yaparken,  toplam  kurulu  gücü  1.7  MW  olan  bir  diğer santral  "Otoprodüktör"  statüde  üretim yapmaktadır.  Bu  santrallerden elde edilen y ı llık elektrik  enerjisi  de  yaklaşık  54  000  000  kWh’dır  ve  toplam  üretim  içerisinde  çok  küçük  bir orana  karşı  gelmektedir.  Ancak,  şu  anda  ülkemizde  yaklaşık  300  noktada  rüzgâr  elektriği üretmeye yönelik ölçümler yapılmaktadır.
 
Jeotermal Enerji
Yer  kabuğunun  çeşitli  derinliklerinde  birikmiş  ısının  oluşturduğu,  sıcaklığı  sürekli 200 den  fazla  olan  ve  çevresindeki  normal  yer  altı  ve  yer  üstü  sularına  oranla  daha  fazla erimiş mineral, çeşitli tuzlar ve gazlar içerebilen sıcaklık su ve buharın yeryüzüne çıkarılmasıyla  oluşan  enerjidir.  Tükenebilir  enerji  kaynaklarına  alternatif,  yenilebilir  enerji kaynağıdır.  Dünyanın  iç  kesimlerinden  yüzeye  doğru  sürekli  bir  ısı  akışının  meydana geldiği bölgelere termal bölge denir.

Dünyada ABD, Japonya, Yeni Zelanda, İtalya, Meksika, Rusya, İzlanda ve Türkiye'de termal bölgeler vardır. Termal  bölgelerde çok miktarda  kaynarca  ve  su  buharının  çıktığı yerler vardır. Bunlardan elde edilen  su  buharı,  buhar  türbinlerini çalıştırması ile elektrik enerjisine dönüştürülür. Ülkemiz, jeotermal enerji kaynaklan bakımından çok zengindir. Hâlen s ı caklığı 100°C'ye kadar ulaşan, 600'den fazla Jeotermal su kaynağımız vardır.

Yurdumuzdaki jeotermal  elektrik  potansiyeli  500  MW  civarındadır.  Ancak,  elektrik  üretimi  yok  denecek kadar azdır.  Ülkemizin  ilk  jeotermal  elektrik  santrali,  1984  Şubat  ayında  i ş letmeye  açılan,  20,4 MW gücündeki Denizli-Kızıldere santralidir. Santral 147,2 0C s ı caklıktaki buharla çalışmaktadır. Aydın-Germencik ve Nevşehir-Acıgöl kaynakları, elektrik üretimine uygun sahalardır.

Bunun d ışındaki en önemli sahalar Aydın-Salavatlı, İzmir-Balçova, İzmir-Seferihisar, Kütahya-Simav, Ankara-Kızılcahamam, Van-Erciş ve İzmir-Dikili'dedir. Jeotermal enerjiyle çalışan santraller buhar türbinli santraller gibidir. Türkiye'nin kanıtlanmış jeotermal elektrik potansiyeli 200 MW düzeyinde belirtilmekle birlikte, gerekli çalışmalarla bunun k ı sa zamanda 350 MW düzeyine çıkarılabileceği tahmin edilmektedir.

Deniz Kökenli Yenilenebilir Enerjiler
Deniz  kökenli  yenilenebilir  enerjiler;  deniz  dalga  enerjisi,  deniz  s ı caklık  gradyent enerjisi,  deniz  akıntıları  enerjisi  (boğazlarda)  ve  gel-git  (med-cezir)  enerjisidir.  Ancak, Türkiye’yi  çevreleyen  denizler  bir  iç  deniz  olduğu  için  gel-git  enerjisi  olanağı  yoktur. Türkiye için söz konusu enerji grubu içerisinde en önemlisi deniz dalga enerjisidir. Çanakkale  ve  İstanbul  Boğazlarında  deniz  akıntıları  varsa  da,  deniz  trafiği  bu  enerjinin kullanılma olanağını sınırlandırmaktadır.

- Gelgit (Med-Cezir) Enerjisi
Ay’ın Dünya üzerindeki çekim etkisi sonucu okyanusların belirli yerlerinde ve belirli zamanlarda su seviyesinin yükselmesi veya düşmesi ile oluşan bir enerji kaynağıdır. 24 saat içinde  deniz suyu 20  dakika süreyle  iki  kez  kabarır ve alçalır. Kabaran deniz suyu,  bir  koya  veya  nehrin  ağzında  yapılan  bir  depoya  doldurulur.  Bu  depoların  dolup boşalması sırasında iki yönlü çalışan santraller yardımıyla elektrik üretilir.

Gelgit enerjisi ile çalışan, ABD, Belçika, Fransa-Rance koyu, Kanada-Fundy körfezi, İngiltere-Severn koyu, Avusturalya,  Kore,  Hindistan ve  Meksika gibi  okyanusa  kıyısı   bulunan ülkelerin elektrik santralleri mevcuttur.

- Dalga Enerjisi
Dünya bilim adamlarının üzerinde araştırma yapmakta olduğu, temiz enerji arayışının bir parçası da dalga enerjisi dir.  Hava  hareketlerinin  ve  ısı  değişimlerinin,  su  kütlelerinde  meydana  getirmiş  olduğu dalga hareketleri, bitmez tükenmez enerji kaynağıdır. Dalga enerjisi, Archimedes (Arşimed) prensibi ve yer çekimi arasında oluşan gücün alınması prensibine dayanır. Dünyamızın 3/4’ünün sularla kaplı olduğunu düşünürsek üzerinde durduğumuz enerji türünün ne büyüklükte olduğu da ortaya çıkacaktır. Üç tarafı denizlerle çevrili  olan  ülkemizde, ilk yatırımından ve bakım  giderlerinden başka  gideri  olmayan,  primer  enerjiye  bedel  ödenmeyen, doğaya  her hangibir kirletici bırakmayan, ucuz,  temiz, çevreci ve çok büyük  bir  enerji  kaynağı  olan  dalga  enerjisi değerlendirilmelidir.  

Dalga enerjisinin faydaları şöyle özetlenebilir;
• 100 kW - 100 MW kadar ihtiyaç duyulan her güçte santral kurulabilir.
• Santral  üzeri  otel,  restaurant,  sosyal  tesis,  disco,  olarak  turizm  amaçlı kullanılabilir.
• Gürültü kirliliği yoktur.Tam çevrecidir.  
• Dalyan görevi sayesinde tesise ek gelir sağlar.  
• Deniz üzerinde kurulduğu için verimli tarım alanları yok olmaz.
• Tamamen yerli teknoloji ve yerli imalattır.  
• Dışa bağımlılığı ve ambargoyu gerektirecek herhangi bir girdisi yoktur.  
• Ucuz  olması  sebebiyle  ısınmada,  ilk  tercihtir.  Bu  sebeple  ormanların kesilmesi önlenmiş olur

İngiltere, İrlanda, Norveç ve Portekiz gibi ülkelerde dalga enerjisinin önemi anlaşılmış;  santralar  kurulmuş,  devlet  desteği  ile  pilot  çalışmalar  başlatılmış,  ya  da  enerji planlamalarında  yakın  hedef  olarak  konu  yer  almıştır.  Örneğin  Norveç  kuzey  sahillerinde 350 kW’lık, Endonezya- Avustralya arasında 1.5 MW’lık santralları hizmettedir.

- Deniz Sıcaklık Gradyent Enerjisi
Deniz  ve  okyanus  suyu  tabakaları  arasındaki  s ıcaklık  farkından  yararlanılarak  enerji üretilebilir. Henüz araştırma aşamasında olmakla beraber okyanus ısıl enerji dönüşümü gibi farklı isimlerle de anılmaktadır. Amonyak gibi kaynama noktaları düşük sıvıların buharlaştırılması için deniz yüzeyindeki  ılık  suları  kullanan  aygıtların,  hareket  eden  buharın  bir  türbini  çalıştırmasıyla elektrik  üretmesi  esasına  dayanır.  Buharı  soğutup  yoğunlaştırmak  ve  yeniden  dolaşıma katılmasını sağlamak için de daha derinliklerdeki soğuk sular kullanılır.

Hidrojen Enerjisi
Doğada bileşikler halinde bol miktarda bulunan hidrojen serbest olarak bulunmadığından  doğal  bir  enerji  kaynağı  değildir.  En  çok  bilinen  bileşiği  ise  sudur.  Bununla birlikte hidrojen birincil enerji kaynakları ile değişik hammaddelerden üretilebilmekte ve üretiminde dönüştürme i ş lemleri kullanılmaktadır. Bu nedenle elektrikten  neredeyse  bir  asır  sonra  teknolojinin  geliştirdiği  ve  geleceğin  alternatif  kaynağı olarak yorumlanan bir enerji taşıyıcısıdır.  
 
Hidrojen içten yanmalı motorlarda doğrudan kullanımının yanısıra katalitik yüzeylerde  alevsiz  yanmaya  da  uygun  bir  yakıttır.  Ancak  dünyadaki  gelişim  hidrojeninin yakıt olarak kullanıldığı yakıt pili teknolojisi doğrultusundadır. Yakıt  pilleri,  temiz,  çevreye  zarar  vermeyen  ve  yüksek  verime  sahip  enerji  dönüşüm teknolojileridir.  Bir  buhar  kazanı  veya  türbin  kullanılmadan,  sadece  kimyasal  reaksiyon  ile elektrik enerjisi üretilir.

1950'lerin  sonlarında,  NASA  tarafından  uzay  çalışmalarında  kullanılmaya  başlayan yakıt  pilleri,  son  yıllarda  özellikle  ulaştırma  sektörü  başta  olmak  üzere  sanayi  ve  hizmet sektörlerinde  başarı  ile  kullanıma  sunulmuştur.  Yakıt  pilleri,  taşınabilir  bilgisayarlar,  cep telofonları  gibi  mobil  uygulamalar  için  kullanılabildiği  gibi  elektrik  santralları  için  de uygun  güç  sağlayıcılardır. Yüksek  verimlilikleri  ve  düşük  emisyonları  nedeniyle,  ulaşım sektöründe de geniş kullanım alanı bulmuşlardır. Hidrojen  enerji  sisteminin  yeni olmasına  karşın  hidrojen  üretimi  yeni  değildir. 

Şu anda  dünyada  her  y ı l  500  milyar  m 3   hidrojen  üretilmekte,  depolanmakta,  taşınmakta ve kullanılmaktadır.  En  büyük  kullanıcı  payına  kimya  sanayii,  özellikle  petrokimya  sanayii sahiptir. Hidrojen karbon  içermediği için fosil yakıtların neden olduğu  çevresel  sorunlar yaratmaz. Isınmadan elektrik üretimine kadar çeşitli alanların ihtiyacına cevap verebilecektir.  Gaz  ve  sıvı   halde  olacağı  için  uzun  mesafelere  taşınabilecek  ve  iletimde kayıplar olmayacaktır.   

2010  yılından  itibaren  hidrojenin  ticari  amaçlar  için  kullanılması  düşünülmektedir. Her  türlü  maliyet  göz  önüne  alındıktan  sonra  ilk  y ı llarda  benzinden  1.5  –5.5  arası  daha pahalı  olması beklenmektedir. Fakat gelecek  y ıllarla birlikte çevresel  katkıları da  göz  önüne alındığı zaman bu maliyetin çok daha aşağılara çekilmesi hesaplanmaktadır. Daha  önce  de  belirtildiği  gibi  hidrojenden,  yakıt  pili  teknolojisi  ile  elektrik elde edilmektedir.

Bugüne kadar, yakıt pillerini çeşitli yönleriyle inceleyen 200'den fazla araştırma  NASA  tarafından  desteklenmiştir.  Bugün,  Apollo  ve  Space  Shuttle  görevlerinde güvenli  olarak  elektrik (ve su) sağlamış  olmaları  nedeniyle,  yakıt pillleri uzaydaki rollerini ispatlamış, 2000'li yıllarda ülkelerin enerji politikalarında önemli yer tutmaya başlamıştır.

Arama